7 Ağustos 2007 Salı

Yürüyorum...

Bugün küçük bir gezintiye çıktım. Amaçsız küçük gezintilerimden biriydi yene. Ama bu kez sessizliği seçtim. Ne müzik dinledim ne de telefona sarıldım. Zaten yalnızdım. Hani şu tekin değil diye nitelendirilen yerler var ya. İşte oralara gittim. Kimsecikler yoktu sokaklarda. Bursa’nın hiç inmediğim yerlerini gezdim bugün. Çok sessizdi geçekten oralar. Arada bir araba geçiyordu. Bazı bazı da insanlar. Her sessiz ve yalnız anımda yaptığım gibi yine telefonuma sarıldım. Annemi arayacaktım. Her sessiz yalnızlıklar annemi aramak için bir fırsat benim için. Ama dedim ya, sessiz kalacaktım. Bu sessizliği bozmamak namına bıraktım geri telefonu. Devam ettim yürümeye. Aslında hiçbir yere gitmiyordum. Şuursuz bir ilerleyişti benimkisi. Her gördüğüm sokağa dalıyor, ondan bir diğerine geçiyordum. Ah!... Ne kadar uzun zaman olmuştu böyle özgürcesine gezmeyeli!. Yürümeyi seviyordum, evet. Yürümek benim için özgürlük demekti. Saatlerce yürümüşlüğüm vardır. Yürüyüş deyince aklıma hep bir piknik dönüşü gelir. İşte yürümek odur bence. Kilometrelerce yürümüştüm. Yorulmak mı? Yo hayır, yorulmadım. Ben yürürken yorulmam kolay kolay. Bacaklarım ağrısa bile, yürümek ayrı bir zevktir benim için. Neyse… Sonra iki bayan rastladım – ya da onlar bana rastladı- “Bakar mısınız ?” dedi biri birden. Tabi bende hemen baktım. Bakmayı kabul ettiğim için değildi bakışım aslında, refleks olmuştu bu durum. Birisi bağırsa ya da buna benzer bir cümle kursa hemen hemen hepimiz döner bakarız. Bize denilmiş olmasa bile. Her neyse… Bana bir adres sordu. “Çekirge nerede?” dedi. Yabancıydılar buralara, belliydi. Anlattım yolu ve dedim ki “Bende o caddeye çıkıyorum. İsterseniz beraber gidebiliriz.” Kabul ettiler ve yürümeye başladık. Yine sessizdi yollar. Bu kez daha sessizdi ama. Bir süre sonra aralarında konuştuklarını fark ettim. Ama dinlemedim ne konuştuklarını. İlgilenmiyordum. Tek derdim bir an önce caddeye çıkmaktı. Onlar yanımdayken olan yalnızlığım beni bunaltmıştı çünkü. Sonra aynı ses tekrar “Bakar mısınız?” dedi. Bu kez isteyerek bakmıştım ama. “Buyurun” dedim. “Ben yolu hatırladım, bundan sonrasını biz bulabiliriz. Teşekkürler.” Dedi. Şok olmuştum. Çünkü yola hatırlamadığından adım kadar emindim. Nasıl mı? Ters yöne gidiyorlardı çünkü. Anlaşılan benden korkmuşlardı. Üstelik onlardan küçük olmama rağmen. Ama ters yöne gittiklerini söylemedim onlara. Ne yalan söyleyeyim, alınmıştım. Yaptığım kötü bir şey değildi. Yardım etmek istemiştim gerçekten. İlk defa başıma böyle bir şey geliyordu zaten. Adres soran çok olmuştu ama hiç birine bu kadar eşlik etmemiştim. Ama onlar da haklı. Kime güveneceğini bilemezsin bu devirde.

Sonuç olarak onlar benden daha çok yürüyeceklerdi. Bense ayna önünde tipimi sorgulayıp, katile benzediğim bir açı yakalamaya çalışacaktım…

Hiç yorum yok: