11 Ağustos 2007 Cumartesi

Uyu(ya)madım...

Offf!... Nasıl uykusuzum anlatamam yaa!... Dün gece erken yatayım dedim ama uyuyamadım. Uykumda vardı ama sağ olsun sinek kardeş(!) uyutmadı. Dınlayası tutmuş gece gece. Tam uykuya dalacağım sırada bir “dınnnn….” Baktım böyle olmayacak. Kalktım oturdum. Televizyona falan baktım. Nedense bilgisayar açasım gelmedi hiç. Neyse sabah azanı okunuyordu artık. Gün doğmaya başlamıştı. Doğarken etrafı kaplayan o kızıllık yine muhteşemdim. Mavi ile kırmızının birbirini tamamlayan yanını gördüm aynı zamanda. Kızıl bulutlardan yukarı doğru bakınca hafif bir koyuluğu olan gökyüzü ve ince bir hilal şeklindeki ay!... Uykuya dalmadan önce görülesi rüyaydı sanki. Bunun üzerine daha neyin düşü kurulabilinirdi ki?... Fazla beklemedim ama pencerenin önünde. Uyumaya gittim. Uyudum mu peki? Belki… Yani buna uyumak denilirse. Sabah olmuştu artık. Gözlerimi açtığımda, kapalıymış hissi veren karanlık yoktu. Çok berbat bir huyumdur şu ışıkta uyuyamamak. Birkaç saatlik uykudan sonra uyuyamamanın verdiği rahatsız bir hisle kalktım. Gözlerim görülesi bir hâldeydi ama. Ramazan davulu misali –şişlikler neden ramazan davuluna benzetilir bu da hiç anlamadığım ayrı bir konu. Bir gün buna da değinelim. Unutturmayın.- gözlerle bakıyordum etrafa. Acıyorlardı daha doğrusu bir yanma hissi vardı. Tabi o da geçti bir iki saate kadar. Uykumda kalmamıştı zaten.
Sonuç olarak uykusuz bir gecenin rahatsızlığını bütün gün üzerimde taşımış ama uyuyamamıştım bir türlü. Ama en azından rüyamı görmüştüm…

Hiç yorum yok: