
Öncelikle bir selam vereyim. Sonra destursuz girdi denilmesin arkamdan. Geçen gece –bazı nedenlerden dolayı nette değildim- kanalar arasında zaplamak diye tabir edilen eylemi gerçekleştirirken karşıma “Koca Kafalar” çıktı. Pek fazla televizyon izlemememden kaynaklanıyor olsa gerek ki ilk defa izledim o programı. Ha daha önceden bilmiyor muydum ben bu ikiliyi? Biliyordum elbette. Ama televizyonda ilk kez izleyecektim. Tabi bir merak uyandı hemen bende. (Ama belirtmeliyim ki çok da severek izlediğim videoları olmadı şu güne kadar.) Bir de olayın içine Özgü Namal girince, bendeki merak attı. Ama hiç de bu kadar meraka değecek bir program değilmiş, onu anladım. Bir kere Özgü Namal –bence- oraya hiç yakışmamış. Kafamda hep zıppır ama şeker bir tablo çizmiştir çünkü. Ama orada fazla yapmacık geldi bana. Oraya Gülse Birsel daha çok yakışırdı kanımca. Zaten konuşma ve espri tarzı insana hemen g.a.g ı anımsatıyor. Sanki Gülse yazmış da Özgü oynamış –daha doğrusu oynayamamış- gibi. Videolar desen zaten içler acısı. Tamam, replikler güzel oturmuş karelere ama espri anlamında hatırı sayılır bir cümleye rastlamadım. Güldürmeyi fazla amaçlayan 2. sınıf eğlence programlarına benziyordu açıkçası. Peki, güldüm mü? Doğruyu söylemek gerekirse evet, bazen bir tebessüm oluştu yüzümde. Ama kesinlikle beklentimin altında bir hâldi bu. Zaten şu güldürmeyi fazla amaç edinme olayı öldürmez mi programları hep. Önce iyi tutar program. Sonra işin iyi gittiğini gören patron baskısıyla ya da “Hadi işi biraz daha ilerletelim, milleti kopartalım.” Düşüncesiyle güzelim program katledilir, reytingler düşer ve temiz ekran düşüncesini desteklememize bir neden daha doğar.
Sonuç olarak ben bu programı beğenmedim ve bir gecemi böylesine berbat bir şov için mahvettim. Ayrıca Özgü Namal’a duyduğum sempatiden de oldum.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder